Efendimiz, hadislerin yazılmasını niçin engellemiştir.?
Evet,
Peygamber efendimiz (s.a.v.) "Kur'andan başka, bir şey yazmayınız"
(takyidul ilim,hatip el
bagdadi,s:29) sözleriyle
yasaklamıştır. İlk devirde Hz Rasulullahtan (s.a.v.) işitilip, muhafaza
edilen hadislerin tedvin edilmediği, yani toplanılıp yazılmadığı bir gerçektir.
Her şeyden evvel şunu belirtmek gerekir ki, bu devirde sahabenin yazı
bilgisi, buna imkan vermeyecek derecede kıttı. Mamafih ilk devirdeki yazı
durumu, hadis yazılmasını engelleyen bir amil sayılmasa bile, Nübüvvetin
başlangıcından itibaren Hz Rasulullah (s.a.v.)ın İslamın şerh ve izahı
mahiyyetinde, olan bütün sözlerini kağıt yerine kullanılan hurma yaprağı,
deri,geniş kemikler ve levha halindeki taşlar üzerine yazmanın,sonrada bunu
muhafaza etmenin güçlüğü hadis yazılmasını engelleyebilecek ilk
amillerden saymak icab eder. Bununla beraber Efendimiz (s.a.v.) hayatta
iken,hadis yazmaya teşebbüs eden ve güçleri nisbetinde "sahifeler"meydana
getiren sahabeler de yok değildir.İşin güçlüğüne rağmen bu sahifelerin
meydana çıkarılması bile,ilk devirde hadisin kazandığı değeri göstermeye
yeter bir delil sayılmalıdır. Kaynaklar, Efendimiz (s.a.v.) hayatta iken başlayan
hadis yazımını iki devre içerisinde mütalaa ederler.
Birincisi:
Hadis yazmak için kendisine gelen sahabelere izin vermediği devirdir.
İkincisi:Bu devrede ise yasak ruhsata inkılap etmiş ve hadisyazmak isteyen
sahabeler, biraz önce işaret ettiğimiz sahifelerini yazmaya başlamışlardır.
Hadis yazmayı yasaklayan en meşhur hadis, Ebu Said El-Hudri (r.a.)'den rivayet
edilmiştir. Bu hadiste efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Benden
(bir şey) yazmayınız. Kim benden Kur'an'dan başka bir şey yazdı ise onu
imha etsin. Benden rivayet ediniz. Bir beis yoktur. Kim benim üzerime yalan söylerse
Cehennemdeki yerini hazırlasın" (muslim 4/2298) yine Ebu Said El-Hudri(r.a.)'den öğrendiğimize göre,
bu sahabi Hadis yazmak için efendimiz (s.a.v.)'den izin istemiş, fakat o
(s.a.v.) bu izni vermekten çekinmiştir.(takyidul ilim,hatip el
bağdadi,s:32) Efendimiz
(s.a.v.)'in, hadislerin yazılmasını iyi karşılamadığını gösteren bir
başka haber Ebu Hureyre (r.a.)den rivayet edilmiştir. "Biz hadis yazarken
Efendimiz (s.a.v.) yanımıza geldi ve; Yazdığınız şey nedir? dedi. Senden
işittiğimiz hadisler, dedik. Rasulullah (s.a.v.):Allahın kitabından başka
kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allahın kitabı yanında başka
kitaplar yazdıkları için dalalete düştüler.dedi" (a.g.e s:33)
Kaynaklarda hadis yazımıyla ilgili bu yasağın sebepleri hakkında, çeşitli
görüşler ileri sürülmüş,bu konuda gelen haberlerle yazılmasını izin
verildiğini gösteren haberler ele alınarak, araları çeşitli yönlerden
telif edilmeye çalışılmıştır. Mesela, İbni Kuteybeye göre hadis yazma
yasağı,iyi yazı bilmeyenlere mahsustur; çünkü bu devirde Arap yazısı henüz
tam manasıyla gelişmiş değildir. Diğer taraftan,az yazı bilenlerinde
hatadan salim olarak yazacaklarından eminolunamaz. Efendimiz (s.a.v.) bu gibi
kimselere hadis yazmayı yasaklamıştır. İzinle ilgili hadisler ise yazıyı
bilenler içindir. Efendimiz (s.a.v.) bu gibi kimselerin hadis yazmasını izin
vermiştir. (ibni kuteybe,muhteliful
hadis,s:365) Naklettiğimiz
haberlerden anlaşıldığına göre,islamın ilk devirlerinde yazı, tam manasıyla
gelişmemiş, inkişaf etmemişti ve yazı bilenlerin sayısı da son derece azdı.
Fakat efendimiz (s.a.v.)in, ashabını hadis yazmasını menetmesi üzerinde,her
halde,yazı bilenlerin azlığından ziyade yazının tam olarak inkişaf etmemiş
ve yazı bilenlerin de hatadan salim olmamaları büyük rol oynamış olacaktır.
(Allahü alem) Bununla beraber,Hz peygamberin yasaklama kararını yalnızca yazının
gelişmemiş olmasına bağlamak bir hayli güçtür; zira yasakla ilgili meşhur
hadiste bu görüşü teyid edecek hiçbir husus mevcut değildir.Efendimiz
(s.a.v.) bu hadisinde iyi yazı bilmeyenleri kastetmiş olsaydı,onların Kur'anı
da yazmalarına izin vermezdi. İyi yazı bilmediklerinden dolayı hadisleri
hatalı yazmaları ihtimaline karşı hadis yazmayı yasaklamak bir ihtiyati
tedbir ise efendimiz (s.a.v.)in bu tedbiri hadisten önce Kur'an için olabileceğini
düşünmemek mümkün değildir.Bu bakımdan hadis yazılmasına nehyin, yazının
az gelişmişliğinden ziyade başka bir sebebe dayandığı anlaşılmaktadır.Biz
sadece görüşleri aktarıyoruz. Bizce en mühim sebeb,hadis sahifeleriyle,Kur'an
sahifelerinin karışma tehlikesidir.Hatip El-Bağdadi,konuyla ilgili olarak
sahabe ve tabiinden gelen yazının leh ve aleyhindeki haberleri sıraladıktan
sonra hadis yazmanın yasaklanmasına,Arapların çoğunun fakih olmamalarını,
Kur'an ayetleriyle,diğer elfazı ayırt edememelerine, Kur'ana ilave edilecek
her hangi bir lafzı Allah kelamı zannetmek tehlikesine maruz bulunmalarını
belli başlı sebebler olarak ileri sürer.El-Hatip (r.a.)ın bu görüşü,ulema
tarafından ittifak edilen bir görüştür.(takyidul ilim s:57) Dr.Suphi Salihte "Rasulullah(s.a.v.)hadis yazılmasını
yasaklamasının tek sebebi vahiy ile karışma korkusudur."der. Ancak
sonradan bazı sahabelere izin vermiştir. Onlardan bazıları efendimiz
(s.a.v.) son senelerinde toplayıp, yazdılar. Yazılanların en meşhuru
"Es-sahifetül Sadıka"dır ki bin hadisi içeriyordu. Yine Abdullah
İbni Abbas (r.a.) yazanlardandır.(ulumul hadis,Dr.subhi salih) İslamın günden güne kuvvet kazanması, İslam ülkesinin
hudutlarının geniş bir sahayı kaplaması, buna paralel olarak müslümanlar
arasında yazı bilenlerin çoğalması ve yazının inkişafı çok kısa bir
zamanda süratlenmişti. Kur'an'dan nazil olan ayetler, vahiy katipleri tarafından
muntazaman kaydeliyor, bununla da iktifa olunmayarak hafızlar tarafından
ezberleniyordu. Artık Kur'anın kaybolma tehlikesi kalmıyordu. Böyle bir
durumda hadislerin de yazılmasında bir mahzur kalmıyordu. İslamın yayılmasıyla
birlikte, daha geniş bir düşünce sahasına kavuşan sahabe, her gün biraz
daha geçmiş günlerin cehaletinden kendisini kurtarıyor, ayet ve hadisi
birbirinden ayırt edebilecek kültüre doğru süratle koşuyordu. İşte biz,
bundan sonradır ki, efendimiz (s.a.v.) hadis yazanlara mani olmadığını,
yazmak isteyenlere izin verdiğini, hadisleri hıfzedemeyenlerin şikayetleri
karşısında yazmalarını tavsiye ettiğini görüyoruz. Kaynaklarda bu
konuyla ilgili çok hadis vardır.
Buhari tarafından nakledilen rivayetten öğrendiğimize göre Huzaalılar
Mekke'nin fethi sırasında, daha önce öldürülen bir Huzaalı ya karşılık
Beni Leysten birini öldürmüşlerdi. Bu hadise efendimiz (s.a.v.)'e haber
verilince devesine binmiş ve Mekkelilere hitaben, Mekke şehrinde adam öldürmenin,
hatta dikenini kesmenin, yitirilmiş malına el uzatmanın kendisi için bile
haram kılındığına dair bir hutbe irad etmiştir. Hutbeyi dinleyen Ebu Şah
isminde bir Yemenli Hz. Rasulullah (s.a.v.)'e başvurarak hutbenin kendisi için
yazılmasını istemiş, efendimiz (s.a.v.) de "Ebu Şah için hutbeyi
yazınız" demiştir.(Buhari 1/36 ebu davud
2/286) Ebu Hureyre (r.a.)'den
rivayet edilen bir hadise göre, ismi açıklanmayan bir sahabi, efendimiz
(s.a.v.)'e hafızasından şikayet etmiş, Efendimiz (s.a.v.) de ona "elinden
yardım iste" yani "yaz" demiştir.(takyidul
ilim s:65) Rafi bin Hadie'de,
hadis yazmak için Hz. Rasulullah (s.a.v.)'den izin istemiş ve "ya
Rasulullah senden bir çok şeyler istiyoruz; onları yazalım mı?" demiş
Efendimiz (s.a.v.) de "yazınız, bir beis yoktur." buyurmuştur.(takyidul ilim s:72) Ebu Hureyre (r.a.)'nın "Efendimiz (s.a.v.)'in
ashabı içinde, Abdullah ibni Amr (r.a.) müstesna, benden daha çok hadise
sahip olan yoktu. Abdullah (r.a.)hadisleri yazardı, ben ise yazmazdım" (Buhari 1/36) demesi Abdullah ibni Amr (r.a.)'ın hadis yazdığına
delalet ettiği gibi, işi, Efendimiz (s.a.v.)'den aldığı müsaade ile yaptığını
gösteren rivayetler vardır. Bu rivayetlerden birinde Abdullah (r.a.) şöyle
anlatır. "Efendimiz (s.a.v.)'den işittiğim herşeyi yazardım. Gayem
bunları ezberlemekti. Ashab beni bu işten menettiler ve sen Rasulullah
(s.a.v.)'den her işittiğini yazıyorsun; halbuki o bir beşerdir ve rıza
halinde olduğu gibi, gadap halinde iken de konuşa bilir, dediler. Bunun üzerine
yazma işini durdurdum. Sonra onların sözünü efendimiz (s.a.v.)'e naklettim.
Bana; yaz, Nefsim yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki,benden yalnız
hak (doğru) olan sadır olur" (ibni hanbel musned 10/21
ebu davud 2/86) buyurdu.
Abdullah İbni Amr (r.a.)'ın hadis yazmak için efendimiz (s.a.v.)'den izin aldıktan
sonra yazmaya başladığını ve bin kadar hadisi ihtiva ettiğini beyan etmiştik.
Hz
Rasulullah (s.a.v.) tarafından yazdırılan bir vesikayı, hangi maksatta
olursa olsun, hadisin içerisinde mütalaa etmek kadar tabii bir şey yoktur.
Nasıl ki, mübarek huzurlarında, onun imzasını taşıyan bir mektubu da yazılı
bir hadis vesikası kabul etmemek için hiç bir sebep yoktur.(Talat Koçyiğit,hadis tarihi)
Yine
kaynaklar, Efendimiz (s.a.v.)'in sünneti ihtiva eden bir kitap yazarak Amr bin
Hazm (r.a.) vasıtasıyla Yemen'e gönderdiğini ve onu da bu kitabı Yemen
ahalisine okuduğunu zikrederler.(hakim mustedrek 1/395) Hz Ebu Bekir (r.a.)'ın da 500 kadar (Sünene ait
hadisler) hadisi yazıp, bir kitapta topladığını, fakat sonradan imha ettiğine
dair rivayetler vardır.(ez-zehebi,tezkiratul huffaz,1/15)
Hz Ömer
de bir sünen yazmak için ashap ile istişarede bulunmuş, çoğu onun bu düşüncesine
iyi karşılamış olmakla beraber, bir ay geçtikten sonra ve istihare ettikten
sonra bu düşünceden vazgeçmiştir. (ibni saad,tabakat,3/206;
suyuti,tenvirul havalik,s:6) Hz Ali
(r.a.)'ın ise yazdığı rivayet edilmektedir. Bunlardan birinde seyyidina Ali
(r.a.)şöyle demektedir. "Hz Rasulullah (s.a.v.)'den, Kur'an'dan ve şu
sahifelerden başkasını yazmadık." Bununla beraber, Hz Ali
efendimiz(r.a.) bu sahifeden başka Kur'an ve hadisleri topladığı ve kıymetli
bir kitap vücuda getirdiği sağlam rivayetlerdir.(ez-zehebi,tezkira,1/12) Yine sahabeden Semura İbni Cundep de efendimizden izin
alıp hadis yazanlardandır. Hakkında geniş bilgi verilmese de, onun bir hadis
kitabı olduğunu, Muhammed İbni Sirinin "Semura'nın oğulları için
yazdığı risalede pek çok ilim vardı" sözünden anlıyoruz.(ibnul esir,usdul gabe,2/354;
ibni hacer,isabe,3/130 tehzip 4/236)
Nitekim efendimiz (s.a.v.)de, hayatının sonlarına doğru hasta yatarken yanındakilerden
kağıt kalem istemiş,kendisinden sonra müslümanların ihtilafa düşmemeleri
için "kitap" yazacağını söylemişti. Fakat orada bulunan Hz Ömer
(r.a.) "Rasulullah ağırlaştı, yanımızda Kur'an vardır. O bize
yeter" diyerek böyle bir kitabın yazılmasına muhalefet etmişti. Bunun
üzerine ehli beyt münakaşaya girişmiş, bir kısmı yazılmasını isterken,
bir kısmı Hz Ömer (r.a.)görüşüne katılmıştı.(Buhari
1/36,muslim 5/76)
Hadiseyi nakleden İbni Abbas (r.a.)derki "Bütün felaketler, ihtilafları
yüzünden, efendimiz (s.a.v.)'in bu kitabı yazmamasından ileri geldi.Bu
Allah'ın ona bir vahyi idi. Eğer yazılmış olsaydı sonradan dalalete düşmezlerdi.(buhari 1/37) Hz Ömer (r.a.) Allah ve Rasulüne iman bakımından, müslümanların
en kuvvetlisi, Allah'ın Rasulüne indirdiklerine, Efendimiz (s.a.v.)'in söz ve
fiillerine ittiba yönünden en titizi idi. Onun korkusu Müslümanların
Kur'andan başka şeylerle meşgul olup Kur'an'ı terk etmelerinden korkmasıydı.
Bütün buraya kadar yazdıklarımızdan anlaşılıyor ki Allah Resulü
(s.a.v.) bizzat hadislerin yazılmasına izin vermişler ve müsaade etmişlerdir.
Bütün korkuları Allah'ın kitabıyla karışma tehlikesidir. Sanırım
sorunuzun 1. şıkkını Allah'ın izni ile cevap vermiş olduk. Rabbim anlayışımızı
geniş kılsın (amin)şimdi ise 2. şıkkına Allah'ın izniyle giriş yapalım.
Başa dön Ana
sayfa
Geri