3/3

 

Allame Es-Salihi Es-Şafii (r.a.) Ukudu`l-Cuma`nında , İbn-i Hacer El-Mekki (r.a.)`in 

El-Hayratu`l-Hisan`da Ez-Zerenceri (r.a.)`den şunu rivayet etmişlerdir:
   "İmam Ebu Hafs El-Kebir (r.a.) İmam Ebu Hanife  (r.a.)`in ustadlarının sayılmasını emretmiş,

Tabiin`den olanların sayısı dört bin`i bulmuştur". Sonra Es-Salihi (r.a.) onun ustadlarından 

bir kısmını harf sırasına göre yazmış ve toplam 23 sayfa tutmuştur. Bu o kadar büyük bir 

rakamdır ki, hemen hemen onun dışında hadis ilmine kendini vermiş bir başkası için zikredil-

memiştir.
   İmam Buhari (r.a.)`in hocalarından Yahya Bin Adem (r.a.) şöyle demiştir:
   "Ebu Hanife (r.a.) beldesinin bütün hadislerini toplamış ve vefatına kadar bunları tetkik

etmeye devam etmiştir.[41]
   İmam Ebu Hanife (r.a.)`in ilmi, sadece beldesinin hadislerine munhasir kalmamıştır. Üstelik

o hicazlıların rivayetlerini de iyi biliyordu. 6 sene Mekke’de kalmıştır. Bu müddet bir müçte-

hidin hayatında Mekke gibi her sene hacca gelen alimlerin ve muhaddislerin melcei olan ilmi 

bir muhit için kısa sayılamaz.(42)
   Bu konuda bir çok kitaplar yazılmış İmam-ı Azam (r.a.)`in hadise ve sünnete verdiği değer

delillerle ispatlanmıştır. Bazı seviyesizler ve haddini bilmezler hala Ebu Hanife  (r.a.) 

hakkında edepsizce söz söylemeye cesaret edecekler midir? Elbette !!! Çünkü bu insanların 

mantığı "humur-rical ve nahnu rical" yani (onlar da insan biz de insanız, ne fark var ki 

aramızda)dır. Evet, İmam-i Azam (r.a.)de insan, biz de insanız. Ama unutmayalım ki, onun 

sıfatı İMAM.
   Günümüz bilmişlerinde, aydınlarında, modernist (!)`lerinde bu hastalık yaygındır. Bu insan-

lar eleştirilerini devamlı olarak ümmetin büyük ve gerçek imamlarının da insan oldukları  ve 

herkes gibi onların da etten ve kemikten  yaratıldıkları üzerinde yoğunlaştırdılar. Gerçekte

o kutlu kişilerin öğretileri, bilgelikleri, ahlakları ve İslam bilgisi ve dünya görüşüne 

yaptıkları katkılarıyla  karşılaştırıldığında sineğin başı kadar kalan çok küçük bazı hatala-

rını büyüterek işi lafazanlığa vurdular. Halbuki bu sözüm ona hatalar, onların eserlerine ve

eylemlerine yansıyan düşüncelerini ve çağlar boyunca ümmetin yaşamındaki haklı yerlerini geçer-

siz kılamamıştı. Hatta Sahabe-i Güzin bile böyle bir eleştiriden kaçamadı. Hz.Ömer (r.a.) ve 

Hz.Ali (r.a.) efendilerimiz bile kendilerinden çok düşük seviyedeki bazı cüceler ve küstahlar

tarafından hata işlemekle suçlandılar. Halbuki onlar sahih hadise göre cennet ile müjdelenmiş sahabeler`dendi. Allah (c.c.) bile onları hatalarını gözardı ederken, nasıl olurda onlardan

yüzyıllar sonra gelen bazı modernist, entellektüel ve aydınların bu yanlışları çıkarmak için

israr etmesi çok şaşırtıcı gelmektedir bize. Halbuki büyük ve bilge kişileri eleştirenlerin  

en azından kendilerinin de büyük ve alim olduklarını görüyoruz. Bu günkü adamlar sahte gözler-

le bakıyorlar ve asıl gerçeği göremiyorlar. Edindikleri  fikri alışkanlıklarla İslamı güya 

kirli etkilerden ve bidatler`den arındırma işini üzerlerine  bir vazife addediyorlar.(43)
   Bütün bunlar ümmet de edep kaybolmasından kaynaklanmaktadır. Bu dini yıkamayan müsteşrik ve

oryantalistler alimlerimizi hiçe sayma hastalığının nifak tohumlarını atarak ise başladılar ve

Allah Rasulu (s.a.v.)`in aziz ve pak sünnetine yöneldiler. Asil hedefleri ise ümmetin sağlam

dayanağı olan elindeki Kur`an-i Azimüşşan üzerinde şüpheler oluşturmaktır. Bunda da kısmen 

başarılı olmuş sözde Müslüman (!) oryantalist ve müsteşrikler yetiştirmişler, Müslüman ümmetin

aklını, beynini, fikrini, zihnini, dimağını, kalbini, gönlünü ifsad etmeye çalışmaktadırlar.

Unutmayalım ki , İLİMSİZLER PROFESÖR OLSALAR DA ALİM OLAMAZLAR.
   Asırlarca ümmetin gönlünde taht kurmuş müctehid imamlarımız üç beş oryantalistin, profesö-

rün ve haddini bilmezin sözüne bakılarak üzerlerine çizgi çekilemez. Bu edep kaybıdır ve 

unutulmamalıdır ki, İslam baştan sona edeptir.
   Bu insanların Allah  Rasulu (s.a.v.)`in sünnetini inkarları ve müctehid imamlarımızı kara-

lamaları, gecenin karanlığında ay`ı havlama ve hırlamalarıyla söndürmeye çalışan çakalların

durumu gibidir. Buna mukabil İslam’ın gerçek uleması ve imamları, yani, fikri, ruhi, kavrayış,

fazilet ve ahlak sahibi insanlar, alimler, veliler  ve arifler  hala eserleriyle bize ışık 

saçmaktadırlar.
   Rabbimize hamdolsun ki , bu araştırmamızla İmam Ebu Hanife (r.a.) hazretlerine atılan ifti-

rayı yine alimlerimizin rivayetlerinden istifade ederek  cevaplandırmış olduk. Rabbimizden 

niyazımız odur ki, daha nice böyle çalışmalar yapmaya bizleri muvaffak kılmasıdır. Bundan 

sonraki çalışmamız yine bazı mihrak ve nasipsizlerin haksiz ve mesnetsiz iftiralarına maruz

kalan aziz İslam mücahidi ve büyük sahabe Hz.Ebu Hureyre (r.a.)`in savunması ve müdafaası olacaktır.
   Gayret bizden, başarı Rabbimizdendir.
   Selam hidayete tabi olan erlerin üzerine olsun vesselam…….    


Başa dön                 2. sayfa Ana sayfa  

 

 


Kaynakça :
   
   41- Tahanevi  - Incaul Vatan  s:10
   42- M.Avvame  -  Eseru`l hadis fi ihtilafi`l eimmeti`l fukaha
   43- Seyyid  Nakip el-attas  -  modern İslam düşüncesinin problemleri