Allame Es-Salihi Es-Şafii (r.a.) Ukudu`l-Cuma`nında , İbn-i Hacer El-Mekki (r.a.)`in
El-Hayratu`l-Hisan`da Ez-Zerenceri (r.a.)`den şunu rivayet etmişlerdir:
"İmam Ebu
Hafs El-Kebir (r.a.) İmam Ebu Hanife (r.a.)`in ustadlarının sayılmasını
emretmiş,
Tabiin`den olanların sayısı dört bin`i bulmuştur". Sonra Es-Salihi (r.a.) onun ustadlarından
bir kısmını harf sırasına göre yazmış ve toplam 23 sayfa tutmuştur. Bu o kadar büyük bir
rakamdır ki, hemen hemen onun dışında hadis ilmine kendini vermiş bir başkası için zikredil-
memiştir.
İmam Buhari
(r.a.)`in hocalarından Yahya Bin Adem (r.a.) şöyle demiştir:
"Ebu Hanife
(r.a.) beldesinin bütün hadislerini toplamış ve vefatına kadar bunları
tetkik
etmeye devam etmiştir.[41]
İmam Ebu Hanife
(r.a.)`in ilmi, sadece beldesinin hadislerine munhasir kalmamıştır. Üstelik
o hicazlıların rivayetlerini de iyi biliyordu. 6 sene Mekke’de kalmıştır. Bu müddet bir müçte-
hidin hayatında Mekke gibi her sene hacca gelen alimlerin ve muhaddislerin melcei olan ilmi
bir muhit için kısa sayılamaz.(42)
Bu konuda bir çok
kitaplar yazılmış İmam-ı Azam (r.a.)`in hadise ve sünnete verdiği değer
delillerle ispatlanmıştır. Bazı seviyesizler ve haddini bilmezler hala Ebu Hanife (r.a.)
hakkında edepsizce söz söylemeye cesaret edecekler midir? Elbette !!! Çünkü bu insanların
mantığı "humur-rical ve nahnu rical" yani (onlar da insan biz de insanız, ne fark var ki
aramızda)dır. Evet, İmam-i Azam (r.a.)de insan, biz de insanız. Ama unutmayalım ki, onun
sıfatı
İMAM.
Günümüz bilmişlerinde,
aydınlarında, modernist (!)`lerinde bu hastalık yaygındır. Bu insan-
lar eleştirilerini devamlı olarak ümmetin büyük ve gerçek imamlarının da insan oldukları ve
herkes gibi onların da etten ve kemikten yaratıldıkları üzerinde yoğunlaştırdılar. Gerçekte
o kutlu kişilerin öğretileri, bilgelikleri, ahlakları ve İslam bilgisi ve dünya görüşüne
yaptıkları katkılarıyla karşılaştırıldığında sineğin başı kadar kalan çok küçük bazı hatala-
rını büyüterek işi lafazanlığa vurdular. Halbuki bu sözüm ona hatalar, onların eserlerine ve
eylemlerine yansıyan düşüncelerini ve çağlar boyunca ümmetin yaşamındaki haklı yerlerini geçer-
siz kılamamıştı. Hatta Sahabe-i Güzin bile böyle bir eleştiriden kaçamadı. Hz.Ömer (r.a.) ve
Hz.Ali (r.a.) efendilerimiz bile kendilerinden çok düşük seviyedeki bazı cüceler ve küstahlar
tarafından hata işlemekle suçlandılar. Halbuki onlar sahih hadise göre cennet ile müjdelenmiş sahabeler`dendi. Allah (c.c.) bile onları hatalarını gözardı ederken, nasıl olurda onlardan
yüzyıllar sonra gelen bazı modernist, entellektüel ve aydınların bu yanlışları çıkarmak için
israr etmesi çok şaşırtıcı gelmektedir bize. Halbuki büyük ve bilge kişileri eleştirenlerin
en azından kendilerinin de büyük ve alim olduklarını görüyoruz. Bu günkü adamlar sahte gözler-
le bakıyorlar ve asıl gerçeği göremiyorlar. Edindikleri fikri alışkanlıklarla İslamı güya
kirli etkilerden ve bidatler`den arındırma
işini üzerlerine bir vazife addediyorlar.(43)
Bütün bunlar ümmet
de edep kaybolmasından kaynaklanmaktadır. Bu dini yıkamayan müsteşrik ve
oryantalistler alimlerimizi hiçe sayma hastalığının nifak tohumlarını atarak ise başladılar ve
Allah Rasulu (s.a.v.)`in aziz ve pak sünnetine yöneldiler. Asil hedefleri ise ümmetin sağlam
dayanağı olan elindeki Kur`an-i Azimüşşan üzerinde şüpheler oluşturmaktır. Bunda da kısmen
başarılı olmuş sözde Müslüman (!) oryantalist ve müsteşrikler yetiştirmişler, Müslüman ümmetin
aklını, beynini, fikrini, zihnini, dimağını, kalbini, gönlünü ifsad etmeye çalışmaktadırlar.
Unutmayalım ki , İLİMSİZLER PROFESÖR OLSALAR
DA ALİM OLAMAZLAR.
Asırlarca ümmetin gönlünde
taht kurmuş müctehid imamlarımız üç beş oryantalistin, profesö-
rün ve haddini bilmezin sözüne bakılarak üzerlerine çizgi çekilemez. Bu edep kaybıdır ve
unutulmamalıdır ki, İslam baştan sona edeptir.
Bu insanların Allah
Rasulu (s.a.v.)`in sünnetini inkarları ve müctehid imamlarımızı kara-
lamaları, gecenin karanlığında ay`ı havlama ve hırlamalarıyla söndürmeye çalışan çakalların
durumu gibidir. Buna mukabil İslam’ın gerçek uleması ve imamları, yani, fikri, ruhi, kavrayış,
fazilet ve ahlak sahibi insanlar, alimler, veliler ve arifler hala eserleriyle bize ışık
saçmaktadırlar.
Rabbimize
hamdolsun ki , bu araştırmamızla İmam Ebu Hanife (r.a.) hazretlerine atılan
ifti-
rayı yine alimlerimizin rivayetlerinden istifade ederek cevaplandırmış olduk. Rabbimizden
niyazımız odur ki, daha nice böyle çalışmalar yapmaya bizleri muvaffak kılmasıdır. Bundan
sonraki çalışmamız yine bazı mihrak ve nasipsizlerin haksiz ve mesnetsiz iftiralarına maruz
kalan aziz İslam mücahidi
ve büyük sahabe Hz.Ebu Hureyre (r.a.)`in savunması ve müdafaası olacaktır.
Gayret
bizden, başarı Rabbimizdendir.
Selam
hidayete tabi olan erlerin üzerine olsun vesselam…….
Kaynakça :
41- Tahanevi - Incaul Vatan s:10
42- M.Avvame - Eseru`l hadis fi ihtilafi`l eimmeti`l
fukaha
43- Seyyid Nakip el-attas - modern İslam düşüncesinin
problemleri